Ekonomi

Tuğrul Belli: İSTİKRAR İÇİN İLK VE EN ÖNEMLİ ADIM PARA POLİTİKASININ NORMALİZASYONU

Son günlerde makro-ekonomik istikrarı bozan en mühim etken yükselen enflasyonist ortama karşın Ağustos  ayına kadar reel faizlerin aşırı negatif seviyelerde sürdürülmesi ve kamu bankaları öncülüğünde anormal yüksek bir kredi ivmesi yaratılmasıydı. Bu da beklendiği gibi cari açığı artırırken enflasyonun da gerek kur, gerekse de iç talep kanalıyla daha da artmasına yol açtı. Yapılan en mühim hata kredi ivmesi sağlamak için faizlerin aşırı düşürülmesiydi. Halbuki, Türkiye’de kredi faizinin misal verilecek olursa yüzde 10 yahut 15 olması kredi talebini, özellikle ticari kredi talebini çok etkilemez. (Teknik tabiriyle faiz oranı esnekliğinin düşük olması).

Daha etkisini gösteren doğrudan bankaların değişik risk gruplarına kredi açma istekliliğidir (kredi erişimi). Bu durum zaten büyük ölçüde kamu bankaları vasıtasıyla aşıldı. (Yüksek faiz esnekliğinin tek örneği ise konut kredileri olabilir. Bu krediler uzun vadeli olduğu için, aylık bazda geri ödeme miktarları faiz düzeyine göre önemli değişiklik gösterir.)

Tamamen tamamen doğal olarak bu zorlu konjonktürde özel bankalar kredi portföylerini genişletmekte çok istekli olmadılar.

Lakin özel bankaları kredilere teşvik etmek için bankaların risklerini azaltıcı KGF benzeri mekanizmalar da kurulabilirdi. Bunun yerine Dünya çapında pek de benzeri görülmemiş bir uygulamayla ana görevi banka risklerini kontrol altında tutmak olan bir kurum tarafından bankaları kredi vermeye zorlayıcı (bir anlamda risklerini artırıcı) bir uygulamaya gidildi. Neyse ki, Aktif Rasyosu adı verilen bu uygulama ekonomi politikalarındaki normal hayata dönme ile beraber artık kaldırılma noktasına geldi.

MB Başkanı ve Maliye Bakanı değişikliği daha sonra Hükümetin makro-ekonomik istikrarı evvelleyen söylemleri piyasalarda oldukça etkili oldu. Tabii ki, herkesin beklentisi bu söylemlerin eyleme dönüşmesiydi.

Bunun ilk sınavı olan faiz artırımı sürecinden MB başarıyla geçti. MB piyasanın istediği ve beklediği 475 baz puanlık artışı gerçekleştirmekle kalmadı, karar metninde de enflasyonda düşüş görülene kadar sıkı para politikasını sürdüreceğini de beyan etti. Aynı zamanda, fonlama faizini 1 haftalık repo faizine eşitleyerek kaç zamandır beklenen yalınleştirmeyi de gerçekleştirmiş oldu.

Bu aşamada bilinmesi gereken 2 önemli nokta var. Birincisi 475 baz puanlık artış kulağa yüksek gelse de, bir gün evvel MB’nın ağırlıklı ortalama fonlama faizinin %14.80 olduğu, ve bundan böyle de bu faizi %15’te tutacağı için esasen çok az bir faiz artışı yapılarak piyasaların isteğinin karşılandığı gerçeği. İkinci nokta ise MB kısa vadeli faizleri artırarak orta ve uzun soluklu zamanda enflasyonu düşürmek hakkında kararlı olduğunun işaretini vermekte. Bu da orta ve özellikle de uzun vadeli faizlerde düşüş anlamına geliyor.

MB Başkanı değişikliği ve piyasa dostu söylemler daha sonra daha MB faiz kararı gelmeden 10-yıllık faizlerde süratli ve mühim bir düşüş kaydedilmişti bile.

Bunun yanı sıra, kısa vadeli faizlerdeki artışlar ve uygulamaya konulan yeni COVID önlemleri ister istemez ekonomik aktivitede bir miktar yavaşlamayı da birlikteinde getirecektir. (Hala sayılara yansımasa da kredi hacmi artışında bir yavaşlama ve tüketici güveninde bir gerileme olacaktır.) Bu da içilmesi gereken acı ilaç. Lakin, özellikle MB’nın politika faizini reel olarak pozitif seviyelere çıkarması ellerinde bol likidite olan yabancı yatırmcıların Türkiye’ye yeniden girmesi için bir sebep oluşturacaktır. Faiz artışı evvelsi ve sonrası yabancı analiz yorumları da bunu teyit etmekte.

(Esasen sıcak para hareketlerine sıcak bakmayan biri olarak bugünkü konjonktürde bu türden yatırımlara kapımızı açmamız lüzumluliğini de yadsıyamam doğrusu.) Aynı zamanda kur artışı beklentilerinin kırılmasıyla da DTH’lardan TL mevduatlara doğru bir hareketlenme beklenebilir. Bu olası gelişmeler ilacın acı tadını bir miktar azaltabileceği gibi, etkinliğini de artıracaktır.

Turkish Bank Ekonomi Raporu’nda yayınlanmıştır

Atilla Yeşilada: Reformlar gelmedikçe resesyonu atlatamayız

FÖŞ yazdı: Naci Abi, batık kredileri şimdi mi konuşalım, IMF gelince mi?

Türkiye’nin 3 Büyük Finansal Probleminu Çözmek Zorundayız

Erdoğan’dan şaşırtan vaatler…


Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu