Mahfi Eğilmez yazdı: Merkez Bankası faizi artırınca kur neden düşmedi?

0

*Mahfi Eğilmez

19 Kasım günü toplanan Merkez Bankası Para Politikası Kurulu politika faizini 475 baz puan (4,75 puan) artırarak yüzde 10,25’den 15,00’e yükseltti. Bu kararda: “Para Politikası Kurulu; Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 10,25’ten yüzde 15’e yükseltilmesine, tüm fonlamanın temel politika aracı olan bir hafta vadeli repo faiz oranı üstünden yapılmasına karar vermiştir” denilmek suretiyle ilk bakışta artık gecelik fonlamanın ve özel hallerde kullanılması gereken geç likidite penceresinden fonlamanın kullanılmayacağı iletiı vermektedir. Merkez Bankası aynı gün yayınladığı Türk Lirası likidite yönetimine ilişkin basın duyurusunda da şöyle demektedir:

“Para politikasının operasyonel çerçevesinin yalınleştirilmesi içerisinde Merkez Bankası tarafından hâlihazırda bir ay vadeli geleneksel yöntemli repo ihaleleri ve geç likidite penceresi imkânlarıyla sağlanan fonlama 20 Kasım 2020 tarihinden bu yana Merkez Bankasının temel para politikası aracı olan bir hafta vadeli repo miktar ihaleleriyle yapılmaya başlanacaktır. Likidite yönetimi çerçevesinde ikincil piyasa gecelik faiz oranlarında oluşabilecek oynaklığı sınırlandırmak ve likiditenin haftanın günlerine dengeli dağılımını sağlamak amaçlarıyla 20 Kasım 2020 tarihinden 26 Kasım 2020 tarihine kadar (bu tarihler dâhil olmak üzere) bir hafta süreyle gecelik borç verme faiz oranı politika faiz oranı olan %15 olarak uygulanacaktır.”

Bu açıklamalar ne anlama geliyor? Evvellikle alınan bu karar doğrultusunda Merkez Bankası faizlerinin hangi oranlara yükseldiğine bir bakalım (bu tablodaki veriler TCMB sitesinden alınmıştır. TCMB faizlerin eski ve yeni oranları için bu linkte yer alan tablolara bakılabilir:

Yukarıda değindiğim TCMB açıklamalarına ve bu tabloya bakıldığında TCMB’nin geç likidite penceresi fonlamasını olması gerektiği gibi yani zor duruma düşen bankalar için kullanacağı, gecelik fonlamayı kullanmayacağı, açık piyasa işlemleri repo ihalelerini yalnızca likiditeyi düzenleme maksadıyla kullanacağı ve likidite düzenleme ve zor durum halleri haricindeki tüm fonlamayı bir haftalık repo ihalesi aracılığıyla ve politika faizi olan yüzde 15’i kullanarak yapacağı anlaşılıyor.

Bu yeni düzenlemenin eskisinden farkı nedir? Bu karar alınıncaya kadar Merkez Bankası ağırlıklı olarak geç likidite penceresi fonlamasını normal fonlama gibi kullanıyor ve TCMB ortalama fonlama maliyetinin yüzde 15’e yakın bir çevrede oluşmasını sağlıyordu. Bu açıdan bakılınca faizde bir artış olmamış görünüyor. Geç likidite penceresi fonlaması, normal hallerde kullanılmaması gereken bir fonlama metodu olduğu için hem anlaşılmayı hem de kabullenmeyi zorlaştırıyor ve riski artırıyordu. Yeni düzenlemeyle Merkez Bankası’nın haftalık repo ihalesini temel fonlama metodu ve politika faizini gerçekten politika faizi olarak benimsemesiyle karışıklık ortadan kalkmış görünüyor.

Karışıklığın ortadan kalkacağına ilişkin işaretler ilk kez geçtiğimiz haftalarda yaşandı. Ve bu yolda verilen iletilarla USD/TL kuru 8,54’den gerilemeye başlayarak 7,50 düzeyine kadar düştü. Bu düzey aslını söylemek gerekirse 18 Eylül 2020’deki kur düzeyiyle aynıdır. Ve hala yılbaşına göre yüzde 28 dolayında değer kaybını gösteriyor. Bu değer kaybı telafi edilebilmiş değil. Üstelik bunun yanı sıra milyarlarca dolarlık rezerv de kuru tutma çabasıyla harcandı. Bu hatayı ‘rekabetçi kur’ adı altında haklı gösterme çabası da faiz artırılınca boşa çıkmış oldu.

Milyarlarca dolar harcayarak düşüremediğimiz kuru faizi artıracağımız izlenimi yaratarak ve sonrasında da artırarak düşürdük. Ne rekabetçi kur söylemi kaldı ne de rezerv. Aşağıdaki grafik TCMB politika faizinin (kırmızı) ve USD/TL kurunun (mavi) son beş aydaki seyrini gösteriyor (kaynak: www.piyasa.paratic.com ve TCMB sitesi.)

Grafikte USD/TL kurunun pik yaptığı yıldızla gösterilen aşamada faizin artırılacağına, yeni düzenlemeler yapılacağına ilişkin açıklamalar gelmeye başladı ve kurdaki düşüş ilk kez o zaman yaşandı.

Faiz artırımı daha sonra da kur belirli bir noktada durağanlık kazandı. Bundan sonrası artık faizden öte bazı adımların atılmasına bağlı. Bu kadar büyük sorunları olan bir ekonomide faizi artırarak nihai çözüme varmak mümkün değil.

Ekonomiden evvel sosyal ve siyasal alanda adımlar atılması gerekiyor. Hem de hiç zaman kaybetmeden. Aksi taktirde kur yine yukarı gider ve TCMB yeniden geç likidite penceresini normal fonlama gibi kullanarak faizi dolaylı yoldan yükseltmeye başlamak zorunda kalır.

Bu çok pahalı deneyim bize bir kez daha gösterdi ki iyi yönetici kendi belirttiğini ortaya çıkaranları değil, farklı görüşleri dile getirenleri dinlemelidir. Az hata yapmanın bilinen en basit kuralı budur.

Bu yazı Mahfi Eğilmez’in kişisel blogundan alınmıştır

Leave A Reply

Your email address will not be published.