KARAR: Yalnız faizle peynir gemisi yürümüyor

0

MB’nin faizde yalınleştirme adımı dövizin ateşini söndürmeye yetmedi. TL getirisi enflasyonun altında kalınca vatandaş dolar almayı sürdürdü, kur yine çıktı.

Ekonomi yönetiminde değişikliklerin sonrasında verilen reform iletiları sonrası Merkez Bankası’nın faiz artırması piyasalarda olumlu beklenti oluşturdu.

Ekonomistler ise ‘Görünür ve örtülü faiz eşitlenmiş oldu’ değerlendirmesinde bulundu. Artış oranındaki yetersizliğin yanı sıra ekonomi ve yargıda umulan yeni dönem adımların atılmaması da yalnızca faiz artışının yetersiz kalmasına yol açtı. Dolar yeniden 7.94 seviyelerini gördü.

DOLARA HÜCUM HÂLÂ SÜRÜYOR

TL mevduatları da kuru artırdı. Ortalama 12.28 olan TL getirisi enflasyonun altında kalınca vatandaş dolardan vazgeçmedi. Yabancı para mevduatında artış devam etti.

Gelinen nokta, reform söylemlerinin gereği yerine getirilmeden yalnızca faizde artışla dövizin kontrol altına alınamayacağını gösterdi. ‘Hükümet lakin öngörülebilirlik, şeffaflık, rasyonalite kriterlerinin arkasında durursa rüzgâr olumlu yönde değişir’ değerlendirmeleri yapıldı.

YALNIZ FAİZLE OLMUYOR 

Merkez Bankası’nınsert faiz kararı daha sonra piyasalar olumlu havayı soludu. Lakin, yüzde 15’lik politika faizi TL mevduatlarına yansımayınca döviz hesaplarında da artış devam etti. Ekonomi kontrolündeki yaşanan değişimler ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın reform iletiları kuru düşürdü. Lakin yerli yatırımcı bu gerilemeyi bile fırsat görerek, döviz alımına devam etti.

Ekonomi kontrolündeki değişiklikler, piyasa dostu iletilar ve yapılan hamleler TL’ye kısa soluklu nefes aldırdı. Merkez Bankası kontrolündeki değişiklik, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın istifası ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomi reformu iletiları piyasa tarafından olumlu karşılandı lakin, hala somut adımlar tam anlamıyla atılmadı.

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın ilk para politikası kurulu toplantısında 475 baz puanlık sert faiz artışı olumlu karşılandı. Ekonomi kontrolündeki değişiklerle beraber gevşemeye başlayan kur, faiz artışıyla hafif gerileme kaydetti. Lakin artış iştahını hâlâ koruyor. Piyasalar yalnızca faize bakmadı. Yeni Merkez Bankası başkanı ve yeni Hazine ve Maliye Bakanı’nın şeffaflık açıklamaları etkili oldu.

Özellikle kur düşüşünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeni sayfa açma sözleri de etkiledi. Lakin açıklamaların sonrasında somut adımların gelmemesi karşılıksız kalınca piyasalar yeniden sert tepki vermeye başladı. Politika faizinin yüzde 15 seviyesine gelmesiyle beraber, Merkez Bankası artık tek faizin odağa alınacağının iletiını verdi. Günlük fonlama faizi en son dün 14,96 seviyesine kadar çıktı.

Bunun yanı sıra bu yüzde 15’e ulaşan artış mevduatlara yansımayınca, yerlinin döviz alışı sürdü. Bazı zaman yerli yatırımcı döviz tarafındaki bu düşüşü fırsat olarak değerlendirip, daha fazla alım yapmaya başladı. Temmuz aynın ilk haftasında yüzde 7,37 olan TL’nin mevduat faizi, çift haneye Ağustos ayının ikinci haftasında çıktı. Eylül ayında politika faizi 10,25’e ulaştığında mevduatlar çoktan yüzde 11’e yanaşmıştı. Ekim ayında politikanın değişmemesine rağmen 11,34 seviyeleri görüldü.

Şimdi işe yüzde 15’e ulaşan faiz karşısında TL mevduatları 12,28 seviyesine ulaşmış durumda. Ekonomistler de faiz artışının gerçekleşememesi haline oluşacak senaryoyu yayınladı.

“TCMB faiz artışı yapmasaydı finansal koşullar daha sıkılaşırdı” diyen ekonomistler durumu şöyle özetledi: “Kur ve risk primi artar, kredi-mevduat faiz farkı daha yükselirdi. Büyüğü, KOBİ’si herkes zarar görürdü.

Acı reçete asıl o zaman içilirdi. TCMB’nin faiz artışı, yalınleşmesi olumlu ama ileride ilave sıkılaşmaya yine ihtiyaç olabilir. Politika faizini fiili faizin biraz üzerine çıkardı. Son zamanlarda yüksek enflasyon yaşanıyor, yapışkanlık arttı (son 3 yıl ort ~ yüzde 15).

Açıklanan enflasyona güven düştü. Kur ve maliyet artışları var (ÜFE ~ yüzde 18). Kredi artış eğilimi yavaşladı ama mühim bir genişleme yaşandı (~ yüzde 25).

Devam eden etkileri var. Risk primi dönüşüm beklentisiyle geriledi ama hala emsal ülkelerin üstünde (~375-400). Enflasyon eğilimi ve risk primi düşünüldüğünde politika faizi daha yüksek belirlenebilirdi (~yüzde 16 – yüzde 17). İleride sıkılaşma ihtiyacı azalırdı, alan kazanılır, kredibilite daha artardı.”

PİYASALAR POZİTİF İLETİLARIN SOMUTLAŞMASINI BEKLİYOR

Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal’ın ise ilk iletiı “Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası olarak temel amacımız fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmektir. Fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda tüm politika araçları kararlılıkla kullanılacaktır.

Para politikasında, şeffaflık, hesap verebilirlik ve öngörülebilirlik ilkeleri çerçevesinde iletişim güçlendirilecektir. 19 Kasım 2020 tarihli Para Politikası Kurulu toplantısına kadar mevcut durum ve beklentiler gözden geçirilip, gelişmeler de yakın zamandan takip edilerek; oluşacak veri ve değerlendirmeler ışığında lüzumlu politika kararları alınacaktır” olmuştu.

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Merkez Bankası’nın dün aldığı 4.75 puanlık faiz artırma kararını “Fiyat istikrarını sağlayacak politikaları ve araçları belirleme ve uygulama görevi Merkez Bankası’na aittir. Merkez Bankası, şeffaflığı ve öngörülebilirliği artırarak önümüzdeki zamanda yalın bir para politikası çerçevesi benimseyeceğini ilan etti’’ sözleriyle değerlendirdi.

Elvan başta finansal kurumlar olmak üzere ilgili tüm kurumların idari kapasitelerini güçlendirip, operasyonel yetkinliklerini artıracaklarını sözlerine ekledi

SORUNLAR YALNIZCA PARA POLİTİKASIYLA ÇÖZÜLMEZ

Sorunları yalnızca piyasa dostu iletilar ve faiz artışıyla çözülmediği görülürken, ekonomistlerden de mevcut durumla ilgili paylaşımlar geldi.

Ekonomist Fatih Özatay “Sorunlar yalnızca para politikası (PP) ile çözülemez. Merkez Bankası’nın aldığı kararda yalnızca politika faizinden fonlama olumlu. Yüzde 15’lik faiz az.

Yüzde 12 enflasyon karşısında, en az yüzde 3 risk primi yüzde 1-2 reel faiz ile beraber yüzde 16-17 seviyeleri gerekiyor. Lakin bu da tek başına çözüm değil. Rezervler nasıl eridi? Bunun cevabı bilinmiyor. Bir açıklama getirilmeli. Yani şeffaflık lazım. Bunun yanısıra görevden alınma da artık zorlaştırılmalı.”

DÖVİZDE ERİME GÖRÜNTÜSÜ YOK

Lira sert faiz artışından evvel yıl başından bu yana yüzde 30’dan fazla değer kaybetti. Liradaki kayıp daha sonra ad döviz hesapları yeniden artışa geçti. 30 Ekim 2020 saygınlığıyla döviz hesapları 244.4 milyar dolara ulaştı. 3 Kasım saygınlığıyla hesaplar 246 milyar dolara ulaşırken, 18 Kasım haftasında 251 milyar dolara yaklaştı.

Politika faizindeki artışa rağmen mevduat hesaplarının düşük oranlı kalması dövize olan talebi sürdürdü. Yüzde 12 olan mevduat faizleri karşısında enflasyonda yüzde 11,89 seviyesinde seyredince TL’den kaçış kaçınılmaz oldu.

TL’de ortalama mevduat faizi 12,28’e çıktı. Son Merkez Bankası faiz artışından sonra mevduat faizinde de artış oldu lakin, bunun döviz mevduatlarında çözülmeye yol açacak bir reel getirisi hâlâ yok. 12,28 mevduat faizinden de stopaj kesintisi var.

KURDA YÜKSELİŞ İŞTAHI SÜRÜYOR 

Dolar/TL kuru 6 Kasım’da 8.58’i aşarak rekor kırdı. Kurda yaşanan yükselişte TL tarafındaki göstergelerdeki bozulma ve yükselen kredi genişlemesinin yarattığı risklerle birlikte jeopolitik gelişmeler de etkili oldu. Yıllık bazda yüzde 30 üstünde değer yitirerek gelişen ülke paraları içinde en kötü performansı gösteren TL’deki değer kaybı ekonomi cephesinde de acil kararlar alınmasına yol açtı.

TCMB Başkanının değiştirilmesi ve Hazine Bakanının istifası ile hareketlenen piyasalarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın reform açıklamalarıyla çalışma giderek arttı. TL, rekor düşük düzeyden yüzde 10 toparladı ve dolar/TL kuru 2 hafta içinde 1 TL geriledi.

TCMB’nin piyasa beklentilerine uygun 425 baz puan faiz artışı yapması, faiz koridorunda yalınleşmeye gitmesi ve yalnızca politika faizi üstünden fonlama yapılacağını açıklaması önemliydi Merkezin PPK metninde de enflasyon, rezervlerdeki düşüş, dolarizasyon ve kredi genişlemesinin yarattığı risklere dikkat çekmesi de merkezin bakış açısında da değişim olduğunu gösterdi.

Yurt içinde alınan karar ve uygulamalarla son iki haftayı yükselişle geçiren TL varlıklarda yeni haftada pozitif seyir sürüyor. BİST 100 rekor yükselişlerine devam etmekte, CDS son 9 ayın en düşük seviyelerinde ve tahvil faizinde de gerileme sürüyor. Kur cephesinde ise bir miktar yükseliş söz konusu.

Geçtiğimiz haftayı 7.62 seviyesinde tamamlayan dolar kuru haftaya alıcılı başladı ve gün içinde 7,95 seviyesine çıktı. Günlük bazda yüzde 3 primlenen fiyat son saatte 7.80-7.85 aralığında işlem görüyor. EUR/TRY de yüzde 2,5 primle 9,45’e çıkmasının sonrasında 9.30’un üstünde işlem görüyor.

TL İLETİI KARŞILIK BULMADI

Merkez Bankası Başkanı ve Hazine Bakanı istifası daha sonra geçtiğimiz haftalarda açıklamalarda yer alan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Acı reçete’ ve piyasa dostu iletiları dikkat çekmişti.

Erdoğan “Gerekirse bazı acı ilaçları içmemiz gerektiğini biliyoruz. Türkiye’yi kur, faiz sarmalından çıkarmak gerekiyor. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir. Yastık altı neyimiz varsa bunları kayıt altına almamız yeni bir ufuk sağlayacaktır. Yatırımcının güvenini kazanmak için her türlü adımı atacağız. Bunun için de gerekeni yapacağız.

Yeni dönemin fırsatlarını değerlendirmek için üretim odaklı kuruluşları ihtiyaca cevap verecek hale getireceğiz” dedi.

Bunun yanı sıra Erdoğan’ın Avrupa Birliği (AB) iletiları da dikkat çekti. Bir süredir konuşmalarında ekonomi ve hukukta reform sinyali veren Erdoğan şunları aktarmıştı: “Avrupa Birliği’nden bize verdiği sözleri tutmasını, ayrımcılık yapmamasını, en azından ülkemize yönelik aleni husumetlara alet olmamasını bekliyoruz. Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile beraber kurmayı tasavvur ediyoruz.”

Kaynak: karar.com

Leave A Reply

Your email address will not be published.