Otomobil

Ceza Hukukunda Alternatif Çözüm Yolları Sempozyumu – Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Yargı konjonktüre, birilerinin dediğine bakmaz. Yargı dosyaya, vicdanına, hukuka, Anayasa’ya bakar. Bizim beklentimiz budur.” dedi.

Adalet Bakanı Gül, Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce tertip edilen Ceza Hukukunda Alternatif Çözüm Yolları Sempozyumu’nun açılışında konuştu.

Bakan Gül, hukuk devletinin demokrasiyi, insan onurunu, insan hak ve özgürlüklerini, yasa önünde eşitliği teminat altına alan, tüm kurumsal işleyişinde, iş ve işlemlerinde kendisini hukukla bağlı sayan devlet olduğunu sözlerine ekledi

Hukuk devletinin temel şartının, 83 milyon vatandaşın kendisini “emin ve güvende” hissetmesini sağlamak olması gerektiğini vurgulayan Gül, “Hukuk devleti niteliğinin ayrılmaz parçası yargısının ‘bağımsız ve tarafsız’ olmasıdır. Bu nedenle hukuk devleti niteliğinin, hukukun üstünlüğünün daha da geliştirilmesi reform anlayışımızın temelinde bulunmaktadır. Hukukun üstünlüğü kavramının ete kemiğe bürünmesi bağımsız ve tarafsız, iyi işleyen, insan hayatını kolaylaştırıcı, ulaşabilir ve güçlü bir yargı teşkilatıyla olur.” diye konuştu.

Hangi reform, hangi yeni düzenleme yapılırsa yapılsın, asıl olanın uygulama olduğunu ifade eden Gül, şöyle devam etti:

“Bir dosyada verilen kararla ilgili ister kazanan, ister kaybeden ‘kim olsa aynı kararı verirdi’ dedirtebiliyorsak işte orada hakikat ortaya çıkmıştır ve adalet tecelli etmiştir. İşçisi, iş vereni, öğrencisi, memuru, çiftçisi, esnafıyla toplumun yargıdan da beklediği işte budur. Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun, bizim yargıçlardan, yargı mensuplarından beklediğimiz budur. ‘Şu ne der bu ne der, adliyeye gelen insan şöyle telkinde bulundu, şu nasıl bakar, nasıl değerlendirir, bu konjonktüre uygun mu’ Arkadaş, yargı konjonktüre bakmaz, yargı hatıra bakmaz, yargı birilerinin dediğine bakmaz. Yargı dosyaya, vicdanına, hukuka Anayasa’ya bakar. Bizim beklentimiz budur. O yüzden adalet yerini bulsun ne olursa olsun yargı mensuplarının yanında HSK vardır, bu millet vardır. Hiç kimsenin tavsiyesine, talimatına, telkinine bakarak değil, dosyaya bakarak vicdanınıza göre karar verin ve 83 milyon huzur içerisinde geleceğe daha güvenle baksın. Bu hususta bütün hakim ve savcıların, adalet sisteminin yanında güçlü biçimde durmaya devam edeceğiz.”

“Yatırımlar, öngörülebilir, sonuçları kestirilebilir bir hukuk pratiğiyle yakın zamandan ilgilidir”

Bakan Gül, demokratikleşme ve ulaşabilir adalet sistemini insan onurunun yüceltilmesinin bir gereği, ekonomik kalkınmanın ve sosyal gelişmenin olmazsa olmazı olarak gördüklerini anlattı.

Üreten, insana iş ve istihdam oluşturan bir ekonominin vazgeçilmez unsurunun hukuki öngörülebilirlik olduğunu dile getiren Gül, “İster yerli ister yabancı yatırımcı olsun, uzun vadeli yatırımlar, öngörülebilir, sonuçları kestirilebilir bir hukuk pratiği ile yakın zamandan ilgilidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Hukukun öngörülebilirliği ile ekonominin öngörülebilirliğinin doğru orantılı olduğunun altını çizen Gül, “Anayasa Mahkemesi bir karar verip, ‘Mahkeme buna uyar mı uymaz mı’ gibi bir öngörülebilirliğin olmadığı bir yerde yatırımda hukuk öngörülebilirliğinden söz etmek mümkün değil. Bu sebeple hukukun öngörülebilir olması hukuk devletinin yerine gelmesi anlamında hayati derecededir.” ifadelerini kullandı.

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, ceza mahkemelerine açılan dava sayısını azaltmak, beraatla sonuçlanma ihtimali yüksek davaların açılmamasını sağlayacak bir mevzuat altyapısıyla uygulama alışkanlığı oluşturmak gerektiğini sözlerine ekledi

Gül, 2019’da savcılıklara yıl içinde 3 milyon 494 bin 231 dosya geldiğini, evvelki yıldan devreden 1 milyon 592 bin 319 dosyayla beraber, faili araştırılmaya devam edilen dosyalar hariç toplam dosya sayısının 5 milyon 86 bin 550 olduğunu açıkladı.

Aynı yıl ceza mahkemelerine yıl içinde açılan dosya sayısının 1 milyon 684 bin 483, bakılan toplam dosya sayısının ise 3 milyon 110 bin 371 olduğunu kaydeden Gül, 2019 senesinde savcılıklara gelen fiillerin yüzde 52,7’si hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına dair” karar verildiğini, açılan davalarda mahkumiyet oranının yüzde 46,8 olduğunu ifade etti.

Bakan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu sayılar, özellikle beraat oranları, bize Faruk Erem’in ‘Adalet, yanıldığını anlayınca geri veremeyeceğini hiç almamalıdır’ sözünü tekrar hatırlatıyor. Haksız yere içerde tutuklu kalan kişinin o günleri geri gelmiyor, ticari kayıpları geri gelmiyor. Bu sebeple ‘pardon’ dediğinizde, özür dilediğinizde veremeyeceğiniz o günleri, o özgürlüğü, o kararı verirken çok iyi düşünmek, haksızlık ve mağduriyete neden olmamak lazım. Aslolan tutuksuz yargılamadır. Tutukluluk istisnadır. Deliler toplanmış, kaçma şüphesi yok, yeri yurdu belli, seneler geçmiş, ‘Hadi tutuklayalım…’ Bu hususta yargının kamuoyuna değil, dosyaya bakarak adaleti ve hakkı tecelli etmesi hepimizin ortak beklentisidir.”

Adalet Bakanı Gül, 2 gün sürecek sempozyumda, alternatif çözüm yollarıyla ilgili daha kapsamlı, daha kapsamlı konularda fikir alışverişinin sağlanacağını, bütün çalışmalarının merkezinde daha iyi işleyen, daha öngörülebilir, daha süratli bir hukuk düzeni hedefinin yer aldığınu sözlerine ekledi

Yargıtay Başkanı Akarca

Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca da iyi işleyen bir hukuk sisteminin insan haklarının, demokrasinin, özgürlüğün, kişi güvenliğinin, kalkınmanın ve refahın en mühim koşulu ve unsuru olduğunu kaydetti.

Yargının mevcut iş yükünü azaltacak alternatif çözümlerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Akarca, sorunların doğru vizyon ve başarılı uygulamalarla çözüleceğini vurguladı.

Yargıtay Başkanı Akarca, “Asli ceza mahkemesinin görev alanına giren suçların tamamını bizzat seri yargılama usulüne dahil edebiliriz. Bunda hiçbir sakınca yok. Bazı zaman daha ileri noktaya taşımak istiyorum bunu, ağır ceza mahkemesindeki bazı istisnai suçlarda da bunu sağlayabiliriz. Bazı zaman ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir kısım suçları asli ceza mahkemesinin görev alanına almak suretiyle, mesela nitelikli dolandırıcılık gibi suçları da bu alana taşımak suretiyle seri muhakeme usulünün kapsamını genişletmeli, yargının yükünü hafifletmeliyiz.” tavsiyelerinde bulundu.

Kaynak: Anadolu Ajansı / Ahmet Alican Koç


Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu