Çetin Ünsalan: Dolara şaşırıp, altınla oynamak

0

Yeşilçam’ın efsane filmlerinden biridir Gulyabani… Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın aynı isimli kitabından senaryolaştırılarak beyaz perdeye aktarılmıştır. İşte o filmde bir sahne vardır. Dili tutulan Emine isimli evin hizmetçisi rolündeki Ayşen Gruda bir şeyler anlatmaya çalışır,

Şaban rolündeki Kemal Sunal da karşısına geçip onu dinler ve bir yandan da “Allah Allah; yok canım” gibi tepkiler verir. Herkes şaşkın ve meraklı bakışlar altında bu durumu izlerken Şaban dönüp ev ahalisine şöyle der: “Ne diyor ya bu?”

Eminim hepinizin gözünde bu sahne canlandı. İşte son iki haftanın dolar ve altın performansı karşısında kişilerın tavrı da bu oldu. Tabiki bazıları bu filmdeki Şaban kadar saf değildiler. Gerçeği çok iyi bilmelerine rağmen safa yatıp, çevrelerine anlıyormuş gibi gözükerek beklenti sattılar.

Oysa dediğim gibi gerçeği biliyorlardı. Yani doların geriye çekilmesinin kalıcı olmadığını, yayınlarda ve yazılarımda ısrarla altını çizdiğim gibi bunun geçici bir gevşemeden ibaret olduğunu, problemlerin tek başına bir Bakan ya da Merkez Bankası değişimiyle yahut faizde düzeltme hareketiyle ortadan kalkmayacağının farkındaydılar.

Lakin Şaban gibi “Yok canım” diyerek her şeyin düzelme yoluna girdiğine ilişkin öyle bir satış tavrı gerçekleştirdiler ki, ufak tasarruf sahiplerinin paniğe kapılarak ellerindeki bozdurmasını, onların da ucuzdan bunları almasını sağlayacak ortamı oluşturdular. Yarın aynısı yine olabilir.

Lakin ekonomiyi iyi takip eden herkes biliyordu ki, Türkiye’nin genelde ekonomik problemleri de, özelde dolarla ilgili açmazı da daha büyük sıkıntıların neticesinde oluşmuştu. Yani son 20 yılda yapılan ya da yapılmayanlarla birikmiş bir sorunlar silsilesinin yalnızca bir çıktısıydı. Yani problemin kendisi değil, sonucuydu.

Dolar / TL’nin ne kadar olacağını bilemem; ama mevcut koşullarda yukarı yönlü trend izleyeceğini onlar da benim kadar biliyordu. Yalnızca ortalarda dolaşıp beklenti oluşturuyorlardı.

Şimdi de aynı şeyi yapıyorlar. Dolar’ın TL karşısında tekrar değerlenmesini bir takım siyasi gelişmelere bağlı kılıyorlar. Etkili mi? Olabilir ama sebep bu değil. Ama gerçek sebebi konuşurlarsa tekrar beklenti yönetecek ve kâr sağlayacak ortamı yaratamazlar.

Kamunun bile iç borçlanmada döviz ve altın kullandığı bir ortamda ne düzelmiş olabilirdi? Tabiki hiçbir şey… Yalnızca bir ortam oluştu ve onu bazılarının elindekini alıp, hanelerine yazdırmak için fırsat bildiler.

Hamasetle ekonomi yönetenler de tamamen doğal olarak bunun üzerine atlayıp, evvel kendilerini sonra da vatandaşı isteyerek ya da istemeyerek kandırdılar. Şimdi benzer bir oyun altın üstünden oynanıyor.

Dünya çapında risk algısının pandeminin çok ötesinde sorunlardan ortaya çıktığının bilinmesine, pandeminin bunun üzerine ilave yük oluşturmaktan başka bir tesiri olmadığının farkında olunmasına, gerek ekonomik gerekse jeopolitik risklerin yarattığı güvensizlik ortamının altını orta ve uzun soluklu zamanda korunabilecek güvenli liman haline dönüştürmesine dikkat çekmeden, ‘aşı bulundu’ haberleriyle beklenti oluşturuyorlar.

Oysa biliyoruz ki aşı bulunsa bile sorun ortadan kalkmayacak. Aslını söylemek gerekirse bunu onlar da biliyor. 2 binli senelerin rant ekonomisinin yarattığı faturaya ilave, IMF raporlarına göre 20 trilyon dolara varacak dünya çapında ek bir maliyetten söz ediliyor. Yani dünya çapında mal ve hizmet üretimiyle elde edilen ekonomik büyüklüğün yüzde 25’ine yakın bir hasardan.

Lakin ‘aşı bulundu; bulunuyor’ derken ortam yaratıp, altının düşeceği haberlerini yayıp, Türkiye’deki dolar operasyonuna benzer bir koşul oluşturma derdindeler. Siz satın ki onlar alsın. Bunu da nasıl mı yapıyorlar?

“Emine! Ne oldu? Yok canım… Allah Allah? Sahi mi?” Sonra da çıkıp diyecekler ki: “Ne diyor bu yahu?”

cetinunsalan@yahoo.com

 

 

 

Çetin Ünsalan: Borç yiğidi boğuyor

 

 

Dr. Murat Kubilay Yazdı: “2. Perde Zirveden Döndü”

 

 

KONDA/Bekir Ağırdır: “Reform parantezi 9 günde kapandı”

 

 

FÖŞ anlattı: İhtiyacımız Olan Tek Reform: Yalana Tövbe

 

 

@cetinunsalantv

Leave A Reply

Your email address will not be published.